Fez - Sizinkiler

Starcraft 2’nin sunuluşu üzerine… (Makale) – Sizinkiler

Aşağıda yer alan Starcraft hakkındaki güzel makale, dullunger nick’li okurumuz Deniz Ülger tarafından hazırlanmıştır. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Sizler de her türlü yazınızı mektup2@merlininkazani.com adresine gönderebilirsiniz. Yazı gönderme koşulları için tıklayın.

2012’yi geride bırakmamıza ramak kalmış ve dünya binlerce oyun içerisinde artık insanların yaşam tarzını şekillendirmede bir araç olarak bilgisayar ve konsol oyunları, çok önemli bir yer tutuyor. Artık tanıştığımız bir insanın Real Time Strategy mi, yoksa First Person Shooter oyunu sevdalısı olduğunu hareketlerinden anlar gibiyiz. Tıpkı yıllardır süregelen geyik olan ‘Sende Beşiktaşlı tipi var bence’ geyiği gibi…

İş bu hale gelince tabii ki, artık oyunların eskiden çok detay gelen hatta, ‘Ohooo! Onu düşünene kadar, daha neler var hacı!’ dedirten boyutları artık çok önemli hale geldi. Bu tip başlıklardan biri olan Oyun Sunuculuğu, ya da evrensel dil İngilizce’de dendiği gibi, Game Commentator’lık, yani bir nevi Ercan Taner’lik veya Murat Kosova’lığı, benim üzerine değineceğim bir nokta ve bu konudaki eleştirilerimi, büyük bir ilgiyle takip ettiğim Starcraft 2 evreni üzerinden yapacağım.

Oyunu takip edenler, veya takip etmeye çalışanlar bilirler. Özellikle Amerika’dan çok kaliteli yorumcular ve sunucular çıkıyor (bkz. Day9, Husky, PSY, Artosis, vs.) Bu insanları iyi birer sunucu ve yorumcu yapan nokta, herhangi bir dalda iyi sunucu ve yorumcu yapan noktalarla oldukça aynı. Bu insanlar oyunun tüm içeriğine hakim oldukları gibi, oyun içi dinamikler, taktikler ve bazı bilinmeyenlere de hakimler.

Sesin doğru kullanımı, nerede konuşulacağını veya susulacağını bilmek gibi hususlarda doğru hareket etmeleri, gelişen oyun sektöründe hem kendilerine hem de onları dinleyenlere büyük olanaklar sunabiliyorlar. Pro seviyesinde olmakta oldukça zorlanan ben için, onların sunumları ile maçları dinlemek bazı stratejilerin adını ilk kez duymamı sağlayarak, onların üzerinde çalışmama olanak tanımıştı mesela. Türkiye’de de bu işe soyunan birkaç cesur arkadaşımız var, çoğalmaya da devam edecek. Bunun olması harika bir şey, ancak bu hususta yaptıkları hataları, ve ileride yapmaları muhtemel hataları görmeleri açısından bir iki şey çiziktirmek gerekiyor.

NOT: Makalenin bundan sonraki kısmı Starcraft 2 ‘ye dair bazı dinamiklerin bilinmesini gerektirebilir.

Maçları sunan arkadaşlarımızın öncelikle bir ikilemde kaldığını gözlemleyebiliyoruz. Bu ikilem de oyunun terminolojisindeki bazı ögelerin orijinal dilinde mi, yoksa Türkçe’ye çevirilmiş halleri ile mi kullanıp kullanılmaması gerektiği. Benim fikrimce bu ünitelerin orijinal isimleri ile kullanılması gerekiyor, ki çoğu sunuşta bu konuda sunucularla hemfikiriz gibi gözüküyor ancak asıl sorun başka bir noktada başlıyor. Bazı dolaylı terimlerin (bkz. casting, burrowing, counter, vs.) hangi dilde kullanılması gerektiğinden öte, biraz da anlamları hakkında daha bilinçli davranılması gerekiyor. Mesela bir maçta Ghost ünitesinin EMP (Electromagnetic Pulse) isimli bir active skill’inden bahsediliyorken, maçın yorumcusu bir arkadaş ‘Bu EMP gerçekten çok güçlü bir büyü’ dediğinde, görülmemesi gereken bir resim çıkıyor ortaya.

Büyü, anlamsal olarak Starcraft 2 evreninde pek de Terran ırkı tarafından gerçekleştirilen bir ritüel değil. Mekanik ve dijital teknolojileri harmanlayarak bulunduğu evrende yaşam savaşı veren bir ırk olan Terran’ın büyü ile pek bir alakası olmadığını en düşük lig bir Starcraft 2 oyuncusunun bilebileceğine bir şüphemiz yokken, oyuna oldukça hakim olması gereken bir bireyin EMP’nin büyü olduğunu kabul ederek bu konuşmayı yapması, pek de yakışıklı durmamakta. Bu türde içeriksel hatalar çok sık bir şekilde görülmekte ne yazık ki.

Bir başka hatamız da, mimiklerimiz ile ilgili. Tabii ki yüz mimiği gibi bizim zaten görebilme imkanımız olan mimiklerden bahsetmiyoruz. Sözel mimiklerimiz, ani durumlara olan tepkilerimiz, ikili konuşmalarımızdaki ilginç detaylardan bahsediyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, ki bu zaten anonim olacaktır; bir sunucunun, maçın yorumcusuna (örneğin adı Selahattin olsun) ‘Uff Selo bu Marine push gerçekten rakibi ekonomisini belini büktü’ gibi bir söz ile hitap etmesi pek de hoş durmamakla birlikte, bunun daha da ileri durumları ile karşılaşabiliyoruz.

Bize medya ortamında ne sunulursa sunulsun, oradaki sesin mikrofondan uzaklaşıp geğirdiğini hissedebileceğimiz bir şekilde sesini almamız pek de hoş durmuyor. Her kim ki bunun duyulmasunda bir sakınca görmediğini söylese de, bunu varsayımsal düzlemde değil de, reelde deneyim ettiğinde tepkisi de benim burada verdiğim tepki ile aynı oluyor. Bu yüzden maçları sunarken, sunucularımız ve yorumcularımızın daha profesyonel bir tutumla hareket etmeleri, hem kendilerinin sunuculuk geleceği açısından, hem de seyir kalitesi açısından herkese birkaç gömlek atlatacaktır diye düşünüyorum.

Daha düzgün bir diksiyon, ki bunun bir TRT seviyesi olmasına gerek yok, daha genel bir samimiyet çizgisinin çizilmesi ile birleştikçe, sunulan maçların kalitesinin artışını hep beraber görmek daha güzel bir deneyim olacaktır hepimiz için. Herkese iyi micro’lar, 6pool’lar diliyorum. APM’niz bol olsun.

Yarın Berkay Doru’dan Anna (PC) incelemesi sizlerle olacak…

<h2>Leave a Comment</h2>