Fez - Sizinkiler

Anna (PC İnceleme) – Sizinkiler

Aşağıda yer alan bu güzel Anna incelemesi, HammerBerkay nick’li okurumuz Berkay Doru tarafından hazırlanmıştır. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Sizler de her türlü yazınızı mektup2@merlininkazani.com adresine gönderebilirsiniz. Yazı gönderme koşulları için tıklayın.

GRAFİK: 70
SES: 75
OYNANABİLİRLİK: 55
GENEL: 66

Bir oyuncu olarak korku oyunlarını seviyorum. Resident Evil’dan Silent Hill’e (bu serilerin eski oyunlarından bahsediyorum) , Penumbra’dan Amnesia’ya kadar ve hatta adını saymakla bitiremeyeceğim diğer oyunlar, benim için fark etmiyor, bulmacaları ile kafamı oyalaması ve korku unsuru ile sürekli dikkatli olmamı sağlasın yeter.

Ne yazık ki günümüzde korku oyunu bulmak pek kolay değil, büyük yapımcılar kendilerini aksiyon oyunu yapmaya kaptırdıkları için korku oynu yapmak bağımsız yapımcıların işi olmaya başladı. Dreampainters adlı bağımsız grup da durumun farkında olmalı ki geliştirdikleri “Anna” isimli korku oyununu çıkararak oyun sektörüne ilk adımını attı. Bakalım Anna bu sıcak günlerde bizleri eğlendirebilecek mi?

Bana Korkularını Söyle!
“Güneş ışığının ağaçları arasından geçişini hâlâ hatılıryorum… Senin ile saatlerimiz geçerken, rüzgarın şarkısı dağların üzerinden geçiyordu… Seni sonsuza kadar unutmayı umuyordum… Anna… Aşkım”

Oyunumuz bu sözler ve karekterimizin kendisini kabuslarında gördüğü evin önünde birden bulması ile başlıyor ve karekterimizin kabusları ile yüzleşmesine tanıklık edip, evdeki gizemi ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

Oyuna başladığımız anda düzgün hazırlanmış çevre modelleri ve kaliteli kaplamlar dikkat çekiyor. Yapım ekibi, genelde küçük alanlarda geçen oyuna, ayrıntılı hazırladığı çevreye, korku atmosferinin baraşılı bir şekilde oyuncuya aktarması ile ortaya övgüyü hak eden bir iş çıkarmış. Karekteriniz ilerledikçe beliren gölgeler ve zaman zaman çok parlayan ışık, Anna’nın ışıklandırma konusunda başarısız olmasına neden olsada bu durum oyununuzu çok etkilemiyor.

Sesler konusunda ise Anna, grafiklerden biraz daha iyi iş çıkarmış. Bulunduğunuz ortama uygun olan ve bazen sizi gerebilen müzikleri barınıdıran oyun, müzikleri konusunda benden tam not alıyor. Oyun boyunca duyacağınız kısık sesteki konuşmalarsa kimi zaman duyulmasa bile yine de başarılı olduğunu söyleyebilirim. Oyunun seslerini bu kadar övmüş olsam bile; ayak sesleri, kapı açılması gibi efektler özensiz olduğu ve sürekli kendisini aynı tonda tekrar ettiği için Anna, efektler konusunda pek başarılı olamamış.

Anna’nın Tek Derdi Bizi Korkutmak
Fark ettiyeseniz yazıda grafik ve sesleri kısa tuttum, bunun nedeni; Anna’nın en önemli olduğu alanın “oynanabilirlik” olması. Anna duyrulduğu ilk günden itibaren hep “korku” oyunu olarak lanse edildi, tabiki bir korku oyununda bulmaca olmazsa olmazlar arasındadır ancak Anna’da bu durum okadar abartılmış ki oyun neredeyse “korku” türünden çıkıp “bulmaca” oyunu olacakmış.

Oyun boyunca bulunduğunuz odadaki bulmacaları çözüyor, bittiklerinde ise bir sonraki odaya geçip bulmaca çözmeye devam ediyorsunuz. Bulunduğunuz yerlerdeki bulmacaları çözerken oyunun kendi belirlediği zaman aralıklarında ışıkların aniden sönmesi, daha önce görmediğiniz bir cismin belirmesi gibi sizi kısa süreliğine gerecek durumlar yaşanıyor, eğer odalardaki bulmacaları hiç zaman kaybetmeden çözüp, diğer odalara geçerseniz bu korku unsurularının çoğunu görmeden geçmiş oluyorsunuz. Oyunun bu yapısına bir de bulmacalara “hiç” denecek kadar az ipucu verilmesi eklenince, ortaya oyuncuyu çabuk sıkılabilecek bir yapım çıkıyor.

Kontrolleri Amnesia ve Penumbra’ya kabaca benzediği için bu oyunları oynayan arkadaşlar çok geçmeden Anna’ya alışacaklardır, geriye kalan arakadaşlar ise başlangıçta biraz zorlanabilirler. Kontorllerde belirtmek istediğim ufak bir not var; oyunu ESC tuşu ile değil F1 tuşu ile durdurup, istediğiniz zaman kayıt edebiliyorsunuz. Oynanabilirlikte değineceğim son nokta ise zaman zaman karekterinizin ufak engellere takılıp ilerleyememesi oluyor, bulunduğunuz odada karekteriniz ilerleyemediğini fark edip yere baktığınızda, karekterinizin sadece yere düşmüş bir saksıya takıldığı için yürüyemediğini görmek canınınızı sıkabilir ama bu durumun çok ender olduğunu da belirtmek istiyorum.

Anna, göze hoş gelen grafiklere ve oyun atmosferine uyan müziklere sahip olsa da oynanış yönünde biraz zayıf kalıp, üzerine korku serpiştirlimiş bulmaca oyunu olmaktan kendisini kurtaramıyor. Bulmaca oyunları ile ilgileniyorsanız ve birazda korkmak istiyorsanız, boyutu 1 GB’i bile geçmeyen Anna’yı deneyebilirsiniz ancak oyunun bağımsız bir yapım olduğunu son kez hatırlatır ve çok büyük beklentiler girmemenizi tavsiye ederim

Yarın, Sabir Abdulhasanzade’den The Hunter 2012 incelemesi sizlerle olacak…

<h2>Leave a Comment</h2>